Son zamanlarda meclis başkanı İsmail kahramanın laiklik
çıkışıyla ne zamandır hasret kaldığımız arkaik tartışmalar yeniden gündemimize
girdi.
Kahraman her ne kadar şahsi düşüncelerini ifade ettiğini
söylese de pek kimseyi inandıramadı. Yurdun çeşitli yerlerinde protestolar,
sosyal medyada trend topicler gırla gitti.
Yetmiş milyondan fazla bir ülkede çeşitli etnik yapılardan
insan olduğu gibi dini gruplardan da insan var. Müslüman, hristiyan, Yahudi
gibi dinlerin yanı sıra Sünni, alevi,Caferi gibi mühtelif mezhepler de var.
Hatta yezidi gibi az da olsa bize heteredoks gelen insanlar bile mevcut.
Bir Müslüman laik olmak zorunda mıdır?
Laikliğe saygılı olabilir ama laik olması bir çelişkidir.
Çünkü laikliğin tanımlarından biri de her dine eşit mesafede olmaktır. O halde
bir müslümanın Cuma günü camiye gidip ertesi gün havraya ve Pazar da kiliseye
gitmesini beklememiz gerek ki bu eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur.
Müslüman İslam teslim olmuş bir kimsedir. Kısaca laik olması gereken Müslüman
değil devlettir.
Bir Müslüman şeriatçı olmak zorunda mıdır?
Bunun için öncelikle şeriatın tanımı yapmak gerek. Şeriat
Allahın koyduğu kanunların genel ifadesidir. Şeriatçı ise bu kanunlara göre
yaşanmasını isteyen kimsedir. Müslüman ise İslama teslim olmuş kimsedir. İslam
sözcüğünün bir anlamı da teslimiyettir. O halde islama teslim olmuş bir
müslümanın şeriatı kabul etmiyorum demek lüksü da yoktur. Çünkü şeriat zaten
müslümanın teslim olduğu kurallardır. Bu kurallara teslim olmadıktan sonra o
kişiye Müslüman yani teslim olmuş kişi demek ne kadar doğru olur?
Bir diğer husus da İslam’ın amentüsü olarak bilinen inanç
esaslarıdır. İslam dini itikat ve amel üzerine kurulu bir dindir. İtikadı bir
binanın temeli olarak düşünürsek amel o temelin üzerine yükselen katları ifade
eder. Bu açıdan itikat yani temel zayıf ise onun üzerine atılacak katların
hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
İslam’daki itikat inancını da imanın şartları olarak
bildiğimiz umdeler oluşturur. Yani Allahın varlığı ve birliği, kitaplar,
peygamberler, melekler, kader ve kaza, ahıret gibi temel esaslar bu dinin
temelini oluşturur. Bunun üzerine ise namaz, oruç, zekat, hac gibi çeşitli
ameller yükselir. Eğer bu itikadın saç ayaklarında bir sıkıntı var ise üzerinde
ne kadar amel yükselirse yükselsin hiçbir anlam ifade etmez.
Bu genel girizgâhtan sonra şu sonuca ulaşabiliriz. Bir
Müslüman şeriatı inkar ederse kuranın 45. Süresi olan Casiye Süresinin 18.
Ayetini de inkar etmiş olur. Kuran ayetini inkâr etmek ise dinin temeli olan bu
itikadın saç ayaklarından en az birinin veya birkaçının eksik olmasına sebep
olur. Çünkü inanç esaslarından biri de kitaplara iman etmektir. Kitaplara iman
etmek ise ayetlerinin şek ve şüphesiz tümüne iman etmeyi kapsar. Ayetlerin bir
kısmına iman edip diğerlerini inkar ise insanı küfre götürmek için yeterli bir
sebeptir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder