3 Şubat 2014 Pazartesi

12 Yıllık İktidarın Bünyede gösterdiği Hazımsızlık etkisi…



Bugün saflar her zamankinden daha sıkı her iki tarafta da. Akp’ye ne kadar muhalif fraksiyon varsa hepsi hemen hemen tek çatı altında birleşti. Basit bir gösterinin güya devrim esintileri bu eylemci dediğimiz güruhu sarhoş etmiş olacak ki buradan iktidarı yıkıp yerine pek de alternatif bulamasalar da başka birini geçirmeyi düşünecek kadar gözleri ve akılları kapanmıştır..Yaptıkları eylemin millet nazarında zerre miskal itibar görmediğinden habersiz ellerinde tencere tava güya hükümet düşüreceklerini sanmaktadır. Ama onlara bazı gerçekleri hatırlatmak tarafımızca farz-ı ayn olarak telakki edilmiştir. Öncelikle Mustafa kemalin askerleriyiz diyen zevata şu soruyu sormak bizim için bir zaruret haline gelmiştir. Türkiyede halkın kendi kendisi yönetmesi esasınsa dayanan yönetim şekline ne ad verilir??..CUMHURİYET..Peki cumhuriyetin kurucusu kimdir??..Eylemcilerin askeri olmakla övündükleri ATATÜRK.Peki bugun Tayyip Erdoğan’ın bu ülkede başbakan olmasının baş müsebbibi kimdir??ATATÜRK..o zaman şu garabet tarafımızca anlaşılamamaktadır..ATATÜRKÜ sevip te onun kurduğu cumhuriyet sayesinde başbakan olan birine karşı gösterilen bu tepkinin sebebi gerçekte nedir??bunun sebebi aslında HAZIMSIZLIKTIR.yani kendi gibi düşünmeyen birinin milletin oyuyla da iktidara gelse onu kabul edememe durumudur.Bu yüzden bu güne kadar kutladıkları cumhuriyet bayramları riyanın daniskasıdır... bu ise her 29 ekimde övündükleri cumhuriyete aslında tam olarak bağlı olamadıklarının göstergesidir..farklı olanı yaşatma eğiliminde olamadıklarının göstergesidir.Faşist bir aklın göstergesidir...gözlerini kör eden hırslarının göstergesidir..kısaca hazımsızlığın göstergesidir..ve bu hazımsızlık her bünyede farklı tesirler gösterebilir..en iyisi bir demokrasi doktoruna görünmektir..

Cemaat ve iktidar sorunsalı üzerine

Günlerce tartışılan ve pek rastlanmayan bir biçimde muhafazar camiayı kutuplaştıran bir mesele.Dersanelerin kapatılması..İktidar şu anda nedenini tam olarak bilmediğimiz bir saikle dersanelerin kapatılması gerektiğini aylardan beridir dillendiriyor..Kamuoyuna açıklanan neden ise fırsat eşitsizliğine sebep olması.İktidarın kamuoyunca bilinmesi ve desteklenmesini istediğini argümanlar devletin ilgili kademelerince iktidara yakın kanallarda rasyonalize ediliyor.Aslında asıl değinmek istediğim meseleye gelmeden önce kısa bazı mülahazaları zikretmek istiyorum..Klişe bir tespit ama doğru dersaneler sebep değil sonuçtur ve sebepler ortadan kaldırılmadan dersaneleri ortadan kaldırmak pek makul bir icraat olmaz..Çünkü zaten dersaneler devlet okullarının eğitim yetersizliği ve nihai tüketici talebiyle ortaya çıkan bir olgudur ve serbest piyasa ekonomisinde ticari faaliyetlerini sürdürür..Dersanelerin ortadan kaldırılması devlet okullarındaki eğitimin kalitesini yükseltmez..
Olayın bir başka ve bence asıl gündeme getirilmesi gereken boyutu da bu dersanelerde meydana gelen emek sömürüsüdür..Bu sömürünün türevleri de mevcut olmakla birlikte asıl gözden kaçan boyutu da budur kanımca..Öncelikle bu dersanelerde asgari ücretin altında çalışmaya razı olan ya da razı olmak zorunda bırakılan bir kitle olan öğretmenler vardır...Cemaat ve hizmet adı altında insanların din duygularını sömürerek onları asgari ücretin altında çalışmaya mahkum etmek hiçbir dinde kabul görmez ve son zamanlarda bu kimseler artık bu istismara da gerek duymadan arz ve talep dengesizliğinin yarattığı işiz öğretmenler ordusu gerçeğini emekçisinin yüzüne vurarak az parayla yetinmesi gerekliğini salık verecek alçalmışlardır..Emeği olabildiğince sömürüp karı maksimize ederek yeni şubeler açmayı bir ticari başarı olarak görmek de işin cabası..Oysa emeği sömürülen öğretmenleri kimsenin düşünmek gibi bir kaygısı da yok..bir yanda atanamamanın verdiğini huzursuzluk bir yanda asgari ücrete bile yaklaşmayan maaşına razı olmak zorunda olduğu bir sömürü çarkı..Dersane sahipleri bu öğretmenlerin pedagojik formasyondan yoksun olduklarını bildiklerinden emeğin fiyatını kendi çıkarlarına göre rahatça belirleyebilmektedirler..Gariban öğretmenler ücretin arttırılmasını talep ettiğinde hizmet aşkıyla Muhammed aşkıyla yanıp tutuşan mutedeyyin kapitalist tayfa elinin altındaki başvuru CV’lerini gösterek öğretmenine ayağını denk almasını gerektiğini net bir şekilde yüzüne çarpar..Hizmet adı altında neye ve kime hizmet ettiği tam bilinmeyen bu sömürü çarkında bir taraf aşırı dercede zenginleşirken çaresiz öğretmenler de sürekli olarak fakirleşir..Olayın bir başka boyutu da finans kaynağı olarak kullanılan vasat ve vasat altı öğrencilerdir..Bu öğrenciler dersanenin popülasyonunun yüzde 95inden fazlasını oluşturur..Görevleri dersanenin finans kaynağını arttırmak..Dersaneye kaydolurken size gurur tablomuz olarak bir liste sunarlar..Bu listede Türkiye’de dereceye girmiş başarılı öğrenciler vardır..Onların nasıl ders çalıştıklarından dem vururlar ve kamplara sözü getirirler..Burada bol bol soru çözüldüğünü anlatırlar side..Sizde de o başarılı öğrenciler gibi bu kamplarda bol bol soru çözeceğinizi sanıp hülyalara dalarsınız..Oysa işin boyutu çok farklıdır..Çok zeki ve başarılı öğrencileri özel olarak kamplara alırlar ve günde 1000 e yakın soru çözdürürler..Bu öğrencilerle özel olarak ilgilenirler ve onlardan derece beklerler..Çünkü bu öğrenciler dersane için vasat öğrencileri dersaneye çekmek maksadıyla kullanılan reklam yüzleridir..Oysa diğer öğrenciler için hiç de böyle bir durum söz konusu olmaz..Onlar da kampa girerler ama namaz kılmak ve risale okumakla meşguldürler..Bu öğrencilere başta vadedilen ihtimamdan eser yoktur..Onların paracıkları zaten işlerini görmektedir..Bu öğrencilerin daha fazla puan almasını isteme gibi bir kaygıları yoktur..Onların derdi zamanında yatırılan dersane taksitleridir..Bunlar sömürünün sadece birkaç örneğidir.Bu sömürü çarkı altında kendi dersanelerini sütten çıkma ak kaçık gibi göstermekte kamuoyunun takdirine kalmıştır.televizyonlardan sürekli olarak fakir öğrencilere yaptıkları yardımları gösterip vasat öğrencilere ve ailelerine yaptıkları ihaneti görmezden gelemeyiz..Takdir kamuoyunundur..saygılarımla..


Hüseyin Tuna Yıldırım 

2 Şubat 2014 Pazar

Ustaya Şiir


Usta
Ayağın takılıp düşmeye gör sen
Ardına bakmadan kaçarlar usta
Müslümanlık laftadır, insanlık rafta
Fitne mutluğunu açarlar usta

Bin kez uyarsan da değişmez bir kez
Etrafa fitneyi saçarlar usta
Arkanda hakkın gücü var ise
Ne kadar uğraşsalar da naçarlar usta


Ellerinde gazete dergiler varsa
Her türlü pisliği yazarlar usta
Derdi millet olmayan insan
Düşünmeden ülkeyi pazarlar usta

Her insana güvenip bel bağlama sen
Arkandan mezarını kazarlar usta
Yıllarca ezilip zulüm görenler
Rahata alışınca azarlar usta


Hüseyin Tuna Yıldırım-21.12.2013