19 Ekim 2014 Pazar

Yeni Başlayanlar için 10 Soruda Cemaat ve İktidar Kavgası

                                               
1.  Daha düne kadar cemaat ve hükümet arasından su sızmazken, şimdi neden düşman oldular?

Aslında cemaat ve iktidar arasında uzun zamandan beri üstü kapalı da olsa bir çatışma vardı. Bunun en temel sebebi ise güç savaşı olarak özetlenebilir. Bunun gün yüzüne çıkması ise dershaneler meselesinde oldu. Daha önce 2012 yılının 7 Şubatında MİT müsteşarının bir savcı tarafından ifadeye çağırılması ve başbakanın MİT müsteşarını ifadeye gitmeme konusunda onu tembihlemesi başbakanın cemaat konusunda kuşkularını arttırdı. Bunun öncesinde 2010 Mayıs’ında Mavi Marmara da şehid edilenler  için fettullah gülenin “otoriteden izin alsaydılar” ifadesi de bu çatışmanın ilk nüvesini oluşturmuştu. Dershanelerin kapanmasının gündeme gelmesiyle cemaat medyası gizli fişleme belgelerini yayımladı ve iki taraf arasında şiddetin dozu arttı nihayetinde 17 aralık operasyonunda ise ipler tamamen kopmuştu.

2.  Peki hükümetin iddia ettiği paralel yapı ne demektir ve hükümet tarafından neden sürekli olarak gündeme getirilmektedir?
Paralel yapı devasa bir devlet aygıtının belli noktalarına sirayet eden hiyerarşiden bağımsız kendi amaçları için çalışan devlet organlarına sızmış faklı görevlerdeki memurların oluşturduğu özerk bir iç yapılanmadır. Bunlar da tıpkı diğer memurlar gibi görünür fakat amirlerinin dışında farklı organlardan emir alarak tüm devlet hiyerarşisinin bozarlar ve illegal olarak iş görürler. Bazen hazzetmedikleri bir gazeteciyi ya da bir askeri hapse tıkmakla kalmaz hükümetleri bile devirmeye teşebbüs ederler. Hükümetin paralel yapılanmadan sürekli yakınmasının nedeni ise işte bu hiyerarşiye karşı gelip kendi ajandalarını uygulamak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

3.  Somut olarak bu paralel yapılanma devletin daha çok hangi noktalarında mevki işgal etmektedir?
Eğer devlet içinde bir paralel yapılanmaya girişildiği vakit önce istihbarattan işe başlanır. Bunun yolu da Emniyet Genel Müdürlüğü gibi stratejik kurumlarda işe alım süreçlerindeki etkinlikten geçer. Yeterli sayıda personel emniyetin stratejik birimlerine yerleştirilmeye başlar. Özellikle terörle mücadele, kaçakçılık ve organize suçlar gibi. Bu noktalara mebzul miktarda personeli yerleştirirken eş zamanlı olarak yargı alanına nüfuz etmeniz gerekir. Hâkim ve savcı olarak ilk etapta olabildiğince çok sayıda personele ihtiyaç vardır. Daha sonraki aşama ise siyasetle güçlü bağlantılar yoluyla yüksek mahkemelere sızmaktan geçer ki bunun en önemli ayağı da HSYK’dır. Çünkü hemen hemen tüm yüksek yargı organlarındaki üyeler HSYK üyeleri arasından seçilir ve siz HSYK’yı ele geçirirseniz diğer yüksek yargı organlarına da çok rahat sızarsınız ki 21 üyeli HSYK’nın 13 tanesi eski adalet bakanının uyarısına rağmen başbakan tarafından alnı secdeli diye cemaatçilere verilmişti. Bununla birlikte stratejik bakanlıklardaki müsteşar genel müdür ve daire başkanı gibi önemli bürokratik kademelere yerleşilir. Böylece devletin dışındaki organik bir bağın  temelleri atılır.

4.  Bu paralel yapılanma nasıl çalışır bu kadar birbirinden farklı insanlar nasıl olur da aynı amaçlar etrafında toplanabilir?
Paralel yapılanmanın sistematik çalışabilmesi için o ilde veya bölgede kod adlarıyla bilinen büyük abiler vardır. İşler daha yukarıdan verilen talimatla belli illegal prosedürle yapılır. Öncelikle cemaatin hoşuna gitmeyen bir yazar mı var hemen belli noktalarda bulunan polisler yargı kararına dahi gerek duymadan yıllarca onu dinlemeye alırlar. Bazen de bir savcı saçma sapan gerekçelerle insanları dinler ve belli bir aşamadan sonra iddia namesini hazırlar. Kimi zaman polislerin bile iddianame hazırladıkları olur savcılık belki editoryal anlamda iddianameye destek sunar. İddianame tamamlanmadan ya da tamamlandıktan sonra operasyonun düğmesine basılır. Aynı kafadaki polisler baskını yaparlar eş zamanlı olarak operasyondan kareler medyaya sızdırılır. Amaç daha hükmü kesinleşmeden onu kamuoyu nezdinde mahkum etmektir. Bu ise yargılamaların daha kolay yapılacağı anlamına gelir. Yani medyaya sızdırılan tüm materyaller yapılan illegal yargılamanın meşruiyet ayaklarını oluşturur. Cemaatin savcısı polisi daha sonra golü atacak olan cemaatin hakimine denk getirilir ki bu hakim bazen nöbetçi hakim bile olabilir istedikleri mahkumiyet kararını verirler. Savcı-polis-hakimin yaptığı kolektif çalışma sonucu cemaat canını sıkan bir kişiden daha böylece kurtulmuştur.

5.     Cemaatin hükümet üzerine giderek gerçekleştirmek istediği amaç nedir?
Cemaatin şimdilik en önemli amacı fazla zayiat vermeden bu dönemi atlatmak ki bunu yapabilmesinin yolu da hükümeti olabildiğince zayıflatmaktan geçiyor. Çünkü hiçbir dönemde cemaate karşı bu kadar kararlı bir duruş sergilenmedi. Cemaatin hükümeti zayıflatmasının en kestirme yolu da yerel seçimlerde ak partiye karşı en güçlü aday kimse onu desteklemek ve oy oranlarını olabildiğince aşağıya çekebilmek eğer bunu yaparsa daha sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan Çankaya’ya çıkamaz ve oy oranı da azalırsa farklı bir koalisyonla cemaat yoluna gene devam eder.

6.   Peki bu kadar ayakkabı kutuları bulundu para kasaları bulundu cemaatin hiç mi haklılık payı yok yani ak parti 12 yıldır hiç mi yolsuzluk yapmadı?
Bulunan para kasaları ve ayakkabı kutuları içindeki paralar daha önceki sorumda da ifade ettiğim gibi hükmü kesinleşmeden bir insanı kamu vicdanında mahkûm etmekten başka bir şey değildir. Daha önce Ergenekon davasında da bir şüphelinin evinde hayvan pornosu bulundu ve bunlar medyaya ivedilikle servis edildi o insanın tüm onuru ve şerefi ayaklar altına alındı sonunda bulunan materyallerin o kişiye ait olmadığı polis tarafından oraya  konulduğu gerçeği ortaya çıktı. Ayrıca bir teğmenin de telefonuna polis tarafından bir takım numaralar kaydedilerek Ergenekoncularla bağlantısı varmış gibi gösterildi.İşte  bunların hepsi bir manipülasyondur ve amaç insanları daha yargılanmadan vicdanlarda mahkum etmektir. Ak parti iktidarı koskoca bir devlet aygıtının başındaki partidir ve emrinde milyonlarca insan vardır bunların tümünün temiz olduğunu kimse iddia edemez ama bir insanın yapmış olduğu yolsuzlukta koskoca bir partiye genellenemez.
7.     Bir insan bir herhangi bir cemaate bağlı olup da devlet kademesinde çalışamaz mı?
Tabi ki çalışabilir bunda hiçbir sorun yoktur ama devlet hiyerarşisinin gereği amirlerinden değil de bağlı olduğu cemaatten veya intisap etmiş olduğu şeyhten emir alırsa bu hiyerarşi bozulur ve ortada devlet diye bir organizasyon kalmaz. Şuanda yaşadığımız olayları sürekli yaşamak durumunda kalırız.

8.   Daha düne kadar cemaat hükümetin en büyük destekçisi iken bugün neden sürekli yolsuzlukları gündeme getiriyor son 3 ayda mı oldu bütün yolsuzluklar?
Cemaat hükümetin yolsuzluklarını sürekli gündeme getirmesindeki sebep hükümeti yolsuzluklar üzerinde zayıflatmaktır. Bunun da altında yatan sebep elbette ki çıkar çalışmasıdır. Cemaat daha önce yolsuzluk yapılmış olsa dahi bunu gündeme getirmemiştir buna göz yummuştur ama hükümette cemaatin yaptığı hukuksuzluklara göz yummuştur. Avrupa parlamentosunda hapse atılan gazetecilerin cemaatin düzmece suçlardan hapse atıldığını değil cemaatin istediği tarzda bir beyanda bulunarak onların terörist faaliyetlerde bulunduklarını ileri sürmüştür. Hükümetin bu hukuksuzluklara göz yummasının en büyük sebebi ise darbecilere karşı gerçekleştirdikleri başarılı faaliyetlerden dolayıdır. Yani hükümet büyük resimden dolayı  cemaatin yaptığı illegal faaliyetlere engel olmamıştır. İşte bu da cemaati bir güç sarhoşluğuna itmiş ve hükümetin politikalarına karışma cüreti elde etmesine zemin hazırlamıştır.
9.    Cemaat ileride bir parti kurar mı?
Sanmıyorum çünkü buna gerek yok. İktidar alternatifi olabilecek bir partiye sülük gibi yapışıp çıkar çatışması olduğu bir dönemde de onu asit gibi eriterek yeni koalisyon arayışları cemaat için çok daha mantıklı olacaktır.
10.   Peki düzelü mü?

Umarım!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder