Tarih 2 mayıs 1999. O gün Türkiye demokrasi tarihinin en utanç verici günlerinden birini
yaşıyordu. Milletin oylarıyla seçilen Merve Kavakçı meclisten adeta linç
edilerek kovuldu. Yanında ise onu o dönem destekleyen fazilet partisinden
milletvekili nazlı ılıcak vardı. O
günleri ılıcak “adeta Jean Dark’ın İngiliz askerlerince ateşe atılması gibiydi”
şeklinde değerlendirirken cemaat medyası ise asker daha demokrat, becemediniz
bırakın kabilinden manşetlerle gazeteleri süslüyordu. O dönem nazlı ılıcak fazilet
partisinin milletvekiliydi. Linç sadece mecliste sürmedi o günün ardından DGM
başsavcısı Nuh Mete Yükselde sabahın erken saatlerinde Merve Kavakçının evine
baskın yapmış daha sonra bakanlar kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılmıştı.
O gün ona o zülmü reva görenlerin başınaki adam Bülent Ecevit cemaatin şefaatçi
listesine ilk sıradan girdi her ne hikmetse. Merve Kavaçı ile birlikte o zülmü
yaşayanlardan Nazlı Ilıcak'ta gülenin milli görüşçülere yaptığı ihaneti
görmezden gelerek bugün cemaat medyasına yapıştı. Oysa o kara lekeyi o linci
kim kaldırmıştı ortadan. 15 yıl önce başörtülü diye meclisten kovulan vekilin
hakkını kim iade etmişti ona? O dönem milli görüşü sırtından hançerleyen kimdi?
bazen insanların onurunu ayaklar altına alırlar ve sen de onun ayağa
kaldırırsın belki ona değil ama insana olan saygından ötürü bunu yaparsın.oysa zülme
uğrayan insan onurunu kurtaran insana değil de onurunun çiğneyen insana
bağlanır. Bunu stocholm sondormu ile açıklamak mümkündür. Yani tecavüzcüsüne
aşık olma sendromu.bizim kültürde böyle alengirli tanımlamalar yoktur belki ama
lafı gediğine oturtan darbı mesellerimiz vardır hani deveye diken insana
..neyse hadi ben kaçtım..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder