Türkiye uzun bir süredir “basörtüsü”, medyatik ismi ile
“türban” sorununu tartisiyor. 28 Subat süreci ile iyice alevlenen bu tartisma
kisa zamanda bitecege de benzemiyor. Aslinda çarsaf, basörtüsü ya da türban,
Türkiye’de iktidari elinde bulunduran ve İslam’i sürekli bir “tehdit unsuru”
olarak algilayan Batici-laikçi egemen azinligin “karabasani” olmustur, yillar
yili. Ve onlarin iktidarini sarsabilecek en ciddi tehlikeyi(!) yani dindar
halki tanimlamak için de hep ayni simgeler kullanilmistir: “Kara çarsaf”,
“sarik”, “sakal” vs.
Türk halkini tepeden inme yöntemlerle “halka ragmen”
Batililastirip çagdas uygarlik düzeyini yakalama hevesine kapilan yönetici
elit, nedense II. Mahmut’tan beri hep kafalarin disiyla ugrasmayi, yani gardrop
devrimciligini, ilerlemenin en kestirme yolu olarak görmüstür. Bu baglamda,
Cumhuriyetin ilk yillarinda erkek kiyafetine iliskin kanuni yaptirimlarla
desteklenen degisiklikler yapilmissa da kadin kiyafeti konusunda asamali bir
yol izlenmistir. Önce “peçe” ile mücadele edilmis, ardindan “çarsaf” gündeme
gelmis sonra da “basörtüsü ve türban” tartismalarina geçilmistir. İsin ilginç
yani, kadinin örtüsü ve giyim-kusami ile ugrasan, onlari bu geri ve ilkel
kabuklarindan “kurtarmaya” (!) çalisan egemen güçler, örtünün “dinle ilgisi”ni
de sürekli gündeme getirmislerdir.
Örtünmeye iliskin islami referanslari bilir-bilmez yere
ulu-orta yorumlamaya, islerine geldigi gibi anlayip dayatmaya çalismislardir.
Oysa islam’in bu konuda getirdigi ilkelerin ve asirlardir tevatür halinde bize
intikal eden uygulamalarin su götürür bir tarafi yoktur. Diyanet’in “tesettür
fetvasi” örtünme konusunu sulandirmak isteyenlere bir cevap niteligi tasidigi
gibi önemli bir belge olarak saklanmayi da hak ediyor.
T.C. BASBAKANLIK DİYANET İSLERİ BASKANLIGI Din İsleri
Yüksek Kurulu Baskanligi Sayi: B.02.1.DİB.0.10/212 KONU: Tesettür KARAR NO: 6
KARAR TARİHİ: 3.2.1993 DİN İSLERİ YÜKSEK KURULU KARARI
İslâm dininde kadinin kiyafeti ile ilgili olarak zaman
zaman sorulan sorular dolayisiyla konu, kurulumuzca ele alinip incelendi: Nûr
Suresi’nin 30. ayetinde, mü’min erkeklerin harama bakmamalari, namus ve
iffetlerini korumalari emredildikten sonra 31. ayetinde kadinlarla ilgili
olarak meâlen, “Mü’min kadinlara da söyle: Gözlerini (bakmalari haram olan
seylerden) çevirsinler, edep yerlerini korusunlar, -kendiliginden görünen
müstesna- zinetlerini açmasinlar, basörtülerini yakalarinin üzerine salsinlar!”
buyurulmakta ve ayetin devaminda kadinlarin kendiliginden görünmeyen zinet
yerlerini, kimlerin yaninda açabilecekleri belirtilmektedir.
1- HARAMA BAKMAK VE İFFETİ KORUMAK Görüldügü gibi bu
iki ayette hem erkeklerin hem de kadinlarin harama bakmamalari, edep yerlerini
iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarini zina, fuhus ve onlara sebep olabilecek
durumlardan korumalari emredilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v) de “...Gözlerin
zinasi sehvetle bakmaktir...” buyurarak harama bakmayi, göz zinasi olarak
nitelemistir.
1 Ancak, gözün harama tesadüfen ilismesinin kasitli
bakmak hükmünde olmadigi da hadis-i seriflerde belirtilmistir.
2 İslâm alimleri, yukarida mealleri yazili ayetlere ve
konuyla ilgili hadislere dayanarak, erkeklerin ve kadinlarin, nikahli esleri
disinda herhangi bir kimseye sehvetle bakmalarinin haram oldugu üzerinde
müttefiktirler. Tedavi, sahitlik ve evlenme maksadi gibi, zaruret veya ihtiyaç
halindeki bakmalara, fikihta belirtilen sartlar ve ölçüler dahilinde müsaade
edilmistir. Fitne tehlikesi ve sehvet korkusu olmamak kaydi ile, gerek
erkeklerin ve gerekse kadinlarin, kendi yakinlarindan ve yabancilardan
kimselere ve nerelerine bakip bakmayacaklarina dair hükümler, delilleri ile
birlikte fikih kitaplarinda mevcuttur.3
2- ÖRTÜNME Nûr Suresi’nin 31. ayetinde zikredilen bu
emirlerden sonra kadinlarin örtünmesi ile ilgili olarak da, -kendiliginden
görünenler müstesna- zinetlerini, zinet yerlerini açmamalari ve basörtülerini
yakalarinin üzerine salmalari emredimistir. Cahiliye devrinde basini örten
kadinlar, basörtülerini enselerine baglar veya arkalarina saliverirlerdi. ALLAH
Teâlâ, bu ayetle, İslâm’dan önceki bu adeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadinlarin
-kendiliginden görünen hariç- zinetlerini, zinet yerlerini açmamalarini ve
basörtülerini; saçlarini, baslarini, kulaklarini, boyun, gerdan ve gögüslerini
iyice örtecek sekilde yakalarinin üzerine salmalarini emretmistir. Hz. Âise
(r.a), “ALLAH ilk muhacir kadinlara rahmet eyleye! Yüce ALLAH “Mü’min kadinlar
basörtülerini yakalarinin üzerine salsinlar!” ayetini indirince, onlar
eteklerinden bir parça keserek, onunla baslarini örttüler” der”
.4 Yine Hz. Aise (r.a) bir gün ensar kadinlarindan
sitayisle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, basörtüsü emrine nasil
uyduklarini anlatir.5
3- ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLMAYAN KISIMLAR Örtülmesi
emredilen, zinetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliginden
görünen” ifadesi; ashabdan Hz. Ali, İbn Abbas, İbn Ömer, Enes, tabiîlerden Said
b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk, Mücahid; imamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî
(r.a)’nin de dahil oldugu İslâm alimlerinin çogunlugu tarafindan; “Yüz ve
bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmistir.6
4- ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLAN KISIMLAR Ayetteki
“kendiliginden görünen” mücmel ifadeyi -az da olsa- farkli tefsir eden alimler,
kadinlarin, istisna disinda kalan zinetlerini ve zinet yerleri olan saç, bas,
boyun, kulak, gerdan, gögüs, kol ve bacaklarin örtülmesi olarak anlamislar ve
bunlardan herhangi birini açmalarinin caiz olmadigi hükmünde ittifak
etmislerdir.7 Kadinlarin, bu zinet yerlerini kimlerin yanlarinda açabilecekleri
ise, ayetin devaminda bildirilmektedir.
Bu âyet–i kerime nazil olunca, yukarida rivayet edilen
hadislerle de sabit oldugu üzere, ensar ve muhacir kadinlarin, eteklerinden bir
parça keserek, onunla baslarini örtmeye acele etmeleri, Hz. Âise (r.a)’nin
ablasi Esmâ (r.a)’nin, ince bir elbise ile Hz. Peygamber (a.s)’in huzuruna
çiktigi zaman, Hz. Peygamber’in “ergenlik çagina gelen bir kadinin elleri ve
yüzü disinda kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadigini” bildirmesi, yine
Hz. Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarisini isaret ederek, “ALLAH’a
ve ahiret gününe iman eden bir kadina, ergenlik çagina gelince yüzü ve suraya
kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açmasi caiz degildir.” buyurmasi;
sözkonusu ayetteki emirlerin vücub için olduguna, kadinlarin yukarida sayilan
zinet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarina delalet etmektedir.
5- ÖRTÜNMENİN GAYESİ Dinimizin emrettigi örtünmeden
maksat, kadinin zinetini ve zinet yerlerini esi veya mahremi olmayan erkeklere
göstermemesi ve yabanci erkekler tarafindan görülmesine meydan vermemesidir. Bu
itibarla örtünün; saçin, ten renginin veya zinetlerin görülmesine engel olacak
kalinlikta, vücut hatlarini göstermeyecek nitelikte olmasi gerekir.8 Bu konuda,
yukarida meali zikredilen hadis-i serifler disinda, daha pek çok hadis-i serif
bulunmaktadir.9 Ahzâb Suresi’nin 60. ayetinde de “Ey Peygamber! Eslerine, kizlarina
ve mü’minlerin kadinlarina söyle: (Evden çikarlarken) üstlerine vücutlarini
iyice örten dis elbiselerini giysinler!
Bu, onlarin iffetli bilinmelerini ve bundan dolayi
incitilmemelerini daha iyi saglar.” buyurulmaktadir. Bu ayette müslüman hanimlarin
evlerinden çikarken, üstlerine vücut hatlarini belli etmeyecek bir dis elbise
almalari, ev kiyafeti ile sokaga çikmamalari emredilmektedir. Nûr Suresi’nin
60. ayetinde ise, yaslanmis kadinlarin, 31. ayette örtülmesi emredilen zinet ve
zinet yerlerini örtmek kaydi ile (manto, pardesü, çarsaf gibi) dis elbiselerini
üstlerine almadan disari çikabilecekleri belirtilerek söyle buyrulmaktadir:
“Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmis yasli kadinlarin, zinetlerini
(yabanci erkeklere) göstermeksizin, dis elbiselerini çikarmalarinda,
kendilerine bir vebal yoktur.
Yine de dis elbiseli olmalari, kendileri için
hayirlidir.” NETİCE:
1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadinlarin gözlerini
haramdan korumalari,
2. Kadinlarin, vücudun el, yüz ve ayaklari disinda
kalan kisimlarini, aralarinda dinen evlilik caiz olan erkekler yaninda, vücut
hatlarini ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri,
3. Basörtülerini, saçlarini, baslarini, boyun ve
gerdanlarini iyice örtecek sekilde yakalarinin üzerine salmalari, dinimizin;
Kitab, sünnet ve ?slâm alimlerinin ittifaki ile sabit olan kesin emridir.
Müslümanlarin bu emirlere uymalari dini bir vecîbedir.
TESETTÜRLE İLGİLİ HADİSLER
1- “Süphe yok ki ALLAH, Ademogluna zinadan payini yazdi
(yani onun kendi iradesini kullanarak isleyecegi zina türünü levh-i mahfuz’da
belirtti, diger bir yoruma göre sehvet sevgisini onun fitratina yerlestirdi).
Artik Ademoglu yazilan payina kesinlikle ulasir. Gözlerin zinasi (sehvetle)
bakmak, dilin zinasi (harami) konusmaktir. Nefis de (zinayi) temenni edip
sehvetlenir ve nihayet ilgili organ bunlarin ortak isteklerini yerine getirmek
suretiyle onlari tasdik eder ve arzularini gerçeklestirmekten imtina etmekle
onlari tekzib eder.”10 buyurur.
2- Ashabdan Cerir bin Abdullah el-Becelî (r.a)’den:
Söyle demistir: “Ben Rasûlüllah (s.a.v)’e (harama) ani bakisin hükmünü sordum.
O, bana, gözümü baska yöne çevirmemi emretti”.11
3- “Ey Ali! Harama (tesadüfen) bakisin ardindan (kasitli)
olarak tekrar bakma; çünkü, süphesiz (tesadüfen olan) birincisi sana (muaf)tir
ve (kasitli olan) sonuncusu sana muaf degildir”.12
4- Hz. Âise (r.a) “ALLAH ilk muhacir kadinlara rahmet
eyleye! ALLAH “Mü’min kadinlar basörtülerini yakalarinin üzerine salsinlar!”
ayetini indirince onlar eteklerinden (bir rivayette en kalin olani) kesip
onunla baslarini örttüler.” der.13
5- Hz. Âise (r.a) bir gün ensar kadinlarindan sitayisle
bahsederken buna benzer bir ifade ile basörtüsü emrine nasil uyduklarini anlatir.14
6- Hz. Âise (r.a) söyle demistir: “Ebû Bekr (r.a)’in
kizi Esmâ (ki Âise validemizin ablasidir) ince bir elbise ile örtülü olarak
Rasûlüllah (s.a.v’in) huzuruna girdi. Rasûlüllah (s.a.v) ondan yüzünü çevirdi
ve kendi mübarek yüzünü ve ellerini isaret ederek; “Ey Esmâ! Kadin erginlik
çagina ulasinca vücudunun surasi ve burasi disinda kalan yerlerinin görülmesi
(gösterilmesi) caiz degildir.” buyurdu.15
7- Yine Hz. Âise (r.a)’den: Söyle demistir: “Rasûlüllah
(s.a.v) bileklerinin dört parmak yukarisini isaret ederek “ALLAH’a ve ahiret
gününe inanan bir kadin ergenlik çagina varinca yüzü ve suraya kadar elleri
disinda herhangi bir yerini açmasi helâl degildir!” buyurdu.16
8- Ebû Hureyre (r.a)’den: Söyle demistir: “Rasûlüllah
(s.a.v) “Ates ehlinden olup, görmedigim iki sinif insan var: (Birisi)
yanlarinda bulunan sigir kuyruklarina benzer kamçilarla insanlari dögen
(iskence yapan) bir kavimdir. (Digeri) giyinik, çiplak birtakim
kadinlardir...”17 buyurdu. D?PNOTLAR 1- Buhâri, (Çagri Yay. ?st. 1981), Kader,
9 (VII, 214); Müslim (Çagri Yay. ?st. 1981) Nikâh, 44 (II, 612, Hadis No: 2152,
2153); Beyhaki, VII, 89. 2- Müslim, Âdâb, 10 (II, 1699, hadis no: 2159);
Tirmizi, Edeb, 28 (V, 101, Hadis No: 2777) Ebû Dâvûd, Nikâh, 44, (II, 609, 610,
Hadis No: 2148, 2149); Müsned, IV, 358, 361; Dârimî (Çagri Yay, ?st. 1981)
?stizân, 15 (s. 674); Rikâk, 3 (s. 694); Beyhâki (1. Baski, Hind, 1353) VII,
90. 3- Serahsî, Mebsût, (Beyrut, 1986) X, 145-165; Nevev;i Minhâc (Celaleddin
Mahalli’ye ait serh ile birlikte, II. Baski, Misir, 1934) II, 206/215; Kashanî,
Beda’i’us-Sanayi’ (Misir 1328/1910) V, 118-125; ?bn Abidin, Reddu’l-Muhtâr,
(Matba’a-i Amire, ?st.) V, 320-329. 4- Buhârî, Tefsir, Tefsir-u Sûreti’n-Nûr,
13 (v, 13) Ebû Dâvud, Libâs 33 (IV, 357); Beyhakî, VII, 88. 5- Ebû Dâvûd,
Libas, 32 (IV, 356). 6- Taberî, Câmi’u’l-Beyân, (Beyrut, 1405/1984); X,
117-121. 7-Taberi, a.g.e., Ayni yer; Fahreddin Râzi, Mefatihu’l-Gayb,
(Matba’atü’l-Behiyye, Misir) XXIII, 201, 210; Kurtubi el-Cami’ Li
Ahkami’l-Kur’an, (Misir, 1361/1942) XII, 222-238 Cassâs, Ahkûmu’l-Kur’an
(Lübnan, Daru’l-Kitabi’l-Arabi) III, 315-3119; ?bnu’l-Arabi, Ahkamu’l-Kur’an
(Lübnan, Dâru’l-Ma’rife) III, 1365-1376; Serahsî, a.g.e., X, 145-165;
Celâluddin Mahallî, Serhu’l-minhâc, III, 206-215; Kâshâni, a.g.e, C., 118-125;
?bn Abidîn, a.g.e., V, 320-329, ?bn Hazm, Merâtibu’l-?cma, s. 29. 8- Serahsî,
a.g.e., X, 155; ?bn Abidin, a.g.e., V, 320-329. 9- Müslim, Libâs, 34 (II, 1680,
Hadis No: 2128), Cennet, 13 (II, 2192, Hadis No: 2128); Müsned, II, 356. 10-
Buhâri Kitabü’l-Kader, 8. Bab, Müslim ayni kitab, 5. bab, Ebû Dâvûd, Nikâh, 4.
babta, Ebû Hüreyre (r.a)’den. 11- Müslim Kitabü’l-âdâb, 10 bab, Tirmizi,
?sti’z’ân 61. bab, Ebû Dâvûd, Nikah Kitabi 44. bab, Ahmed 4/358, Beyhâki
7/90..., Dârimî 2/278, ?sti’zân 15. 12- Tirmizi ?sti’zân 61. bab, Ebû Dâvûd,
Nikâh 44. bab, Ahmed 5/531-532; Dârimî, rikak 3, Beyhâki, 7/90 13- Buhari Nûr
Suresinin tefsiri 13. bab, Ebû Dâvûd, Libas Kitabi 32. bab, Beyhâki 88. 14- Ebû
Dâvûd, Libas Kitabi, 31. bab. 15- Ebû Dâvûd Libas kitabi, 33. bab. 16- Buhari,
Kitabü’l-Kader, 8. bab, Müslim, ayni kitab 5. bab, Ebû Davud, Nikâh, 4. babta,
Ebû Hüreyre, (r.a)’den. 17- Müslim, Kitabü’l-Adab, 10. bab, Tirmizi ?sti’zân,
61. bab, Ebû Dâvûd, Nikah kitabi 44. bab, Ahmed 4/358, Beyhakî, 7/90..., Dârimî
2/278, ?sti’zân 15.

hala kuranda örtünme yoktur diyen kimse var mı acaba?din konusunda en ihtiyatlı kurum olan diyanetin bile tavrı belli...
YanıtlaSil