9 Kasım 2012 Cuma

Şehvet Düzeni Kapitalizm....


kainat bir düzen ve denge içinde yaratılmıştır..bu düzen içinde ne bir şey eksik ne fazladır...madde ve enerjinin bir bütünleşmesi ile vücuda gelen bu varlık içinde düzen belli kurallarla sağlanır..bu kurallardan bir de kütlesel çekim kanunudur..belli bir kütle henüz nedenini bilemediğimiz bir şekilde başka bir kütleyi etrafında pervane ederek uydulaştırıyır ve bunun sonucunda küçük olana bir aidiyet bahşeder..küçük kütle artık büyük kütlenin etrafındaki bir uydudan başka bir şey değildir..uydudaki mündemiç kimlik büyük kütlenin kimliğiyle erir pasivize olur...bu bilimsel realite ile pek çok toplumsal realite arasında rabita kurmak mümkündür..çünkü kainat nasıl çalışıyorsa onun içindekiler de onun çalışma prensiplerini içselleştiriyor kendine katıyordu...yaşadığımız gezegen adı dünya..diğer gezegenlerden bir farlı var şimdilik..içinde yaşam olan tek gezegen..bu dünya sadece güneşin etrafında dönmüyor aynı zamanda para ve seksin etrafında da dönüyor..dünya insanın kendine içkin tüm şehevi arzuları ortaya serip döktüğü bir sahne..ve bu sahnedeki hükümran düzen kapitalizm..bu düzen sadece zengine çalışmaz aynı zamanda şehvete de çalışır..çünkü o da araçsallaştırılabilir..o da paranın bir aracı olabilir..farklı farklı şekillere bürünüp farklı zamanlarda farklı zeminlerde farklı sunuşlarla  paketlenip tüketime hazır bir nesne olabilir..kapitalizm para eden her şeyi paketleyip satabilme düzenidir..bu düzende her şey serbest piyasa denen yere çıkar arz talep denklemi ile belli fiyattan alıcı bulur..insan içgüdülerine en uygun düzendir..çünkü şehveti bundan daha iyi tatmin edebilen bir sistem şu ana kadar tasarlanmadı..iletişim araçları ile birlikle dünya bir köye dönüştü ve dolaşıma giren her şey ışık hızı ile yayılmaya başladı bir tek şey hariç..o da bu düzeni çökertebilecek olan küresel irade..işte onun yayılması pek mümkün olamadı..çünkü bu araçları da elinde tutan bu düzenin sadık bekçiler bindiği dalı kesme niyetinde olmadılar...insandaki potansiyel şehvet kapitalist düzende çok iyi açığa çıktı..bu düzen belki herkese zenginlik vad etmiyor mu ama belli bir nispette sistemde paylarına düşen şehvetten nasiplendirebiliyordu onları..dünyanın en eski mesleklerinden biri sayılan fuhuş bu sistemde çok çeşitli pazarlama olanakları ile tüketici ile buluşabiliyordu..burada tüketime sunulan insanın sahip olduğu maddi boyut yani bedendi..tüketici bedenle belli bir zaman şehvetle bütünleşecek ondan yararlanacak ona dokunanak ve içindeki tüm gizil arzular belli bir zaman için tenasül uzvundan ersuyu ile dışarı çıkacaktır..işte o an için beden tüketilip çöp kutusuna atılan bir atık muamelesi görecektir..hakim güç şehvet galip gelmiş kendi amaçları için kullandığı bedeni bir çöp nesnesi haline getirmiştir..öte yandan bedenini serbest  piyasa çıkaran seks işçisi bir çöp nesnesi olduğunu unutarak kendi bedeni üzerinde bir irtifak hakkı elde eden müşteriden emeğinin karşılığını alarak bedeni yeniden bir sermaye gibi kullanmaktadır..ve bu sistem hergün kendini yeninden üreterek hayata devam etmektedir...peki kimse olanların neden farkında olamamaktadır..bu sistem sadece insanlara şehvet sunan bir sistem değil aynı zamanda onları birer yığın haline de getirmerktedir.. yığın yani belli amacı olmayan topluluk..bu topluluğun dikkatinin dağıtılması için haber niteliği taşımaman her detayla zihinler bombardımana tutulmalı şehvet ve kariyer dışında amaç tanımayan canlı ölüler yaratılmalıydı..insana dair olan her şey tüm kapital değerlerle ezilmeli sistem için asker yetiştirilmeliydi..bunun için zihinler fethedilmeliydi...dünyada da eşitlikle adaleti sadece tanrı vad edebilir..bu iki değer asla birbiriyle aynı anda var olamaz..bunun en temel sebebi de şudur..aslında eşitlikle adalet benzer değerler olarak görülse de birbirine çok zıt kavramlardır..herkesi eşitlediğiniz bir düzende adaleti tesis edemezsiniz..adaleti tesis için sistemi regüle ettiğiniz takdir de de eşitlikten taviz verirsiniz..peki bunun sebebi nedir..bunun sebebi aslında eşitsizliğin insan doğasından kaynaklanıyor oluşudur..yani eşitsizliği ilk kertede sistem yaratmıyor bizzat insanın doğası yaratıyordu..çünkü herkes birbirinden farklı özelliklere sahip olarak dünyaya geliyor..uzunlukları farklı parmaklar gibi insanların da nitelikle farklılaşıyor kimi daha akıllı kimi daha yakışıklı kimi daha yaratıcı olurken kimi daha tembel, daha utangaç olabilmektedir..bu temel eşitsizliğe bir de çevresel etmenle eklenince adete eşitlik düzeni imkansız hale gelmektedir..bu düzeni değiştirmek için bu yüzden şiddet öngörülmektedir..uzunlukları farklı parmakları tatlı dille hizaya getirmek nasıl mümkün değilse bu sistemi de demokratik yollarla sosyalizme çevirmekte mümkün değildir..parmakları hizaya getirmek için nasıl bıçakla kesilmesi gerekiyorsa insanları eşitlemek içinde kan dökmek gerekmektedir...sistemi eleştiren her düşünce üretildiği zihinle birlikte bedenden ayırmak ve zora dayanan bir sistem uygulamak gerekmektedir..ama bütün bunlar yine de kapitalizmi alternatif bir düzen haline getirmez..çünkü bu sistem sömürü üretiyor acı üretiyor para için cepheye sürülecek ölüme hazır bedenler üretiyor...insanı insana yabancılaştıran şeytani bir düzen üretiyor..bu yüzden aşırılıklardan uzakta insanı insana yakınlaştıran insanı insanla barıştırmalıyız..özellikle günümüzde buna çok ihtiyaç var..geçmişte insan sokakta tanımadığı bir insanın açlığını kendine dert edebiliyordu.. o insanın böyle bir derdi varken günümüz insanının böyle bir derdi olmanın ötesinde kendi varlığının anlamlandırabilecek düşünsel eforu sarf etme derdi de yok ...oysa insanın düğer canlılardan ayırıp ona dünya üzerinde seçkin konum sağlayan yegane esbabı mucibe de bu değil miydi..? şimdi insan neden böbürlenerek dünya üzerinde yürüyor ki??damarlarına kadar işlemiş kibirle övünmeye hakkı var mı?ama sistem ne kadar berbat bir hayat yaşasa da ona özel olduğunu bir şekilde hissettiriyor..reklamlarla potansiyel tüketiciler sınıf atladıklarını sanarak her şeyin kendi etrafında döndüğünü sanıyor..heyhat ne büyük bir gaflettir bu...ama onun uykudan uyanma gibi bir derdi de yoktur..bu sistemde kendine biçilmiş rölü oynayarak bedenini toprağa sunacaktır...ilk defa geldiği yere gidecektir..insan üzerine bastığı toprağın aslında kendisi olduğunu o toprağın içine girmeden anlayamaz..bu yüzden durmadan isteyen şehvetini doyurmak için uğraşır..hergün etrafında toprağın bağrına giren insanları görmesine rağmen o bunun işin vehametini anlayabilecek idrakten ne yazık ki yoksundur..


TUNA YILDIRIM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder